"Zaferi Kutlamak Yetmez, Yaşatmak Gerek: Ahlat'tan Yükselen Mesaj"
Geçmişten Günümüze Malazgirt'in Işığı
Zaferler sadece tarih sayfalarına yazılan olaylar değildir; imanla yoğrulmuş, Allah'a teslimiyetle kazanılmış, milletin ruhunu şekillendiren destanlardır. Malazgirt Zaferi, sadece bir askeri başarı değil; iman, cesaret ve Allah'a tevekkülün eşsiz bir göstergesidir.
1071 yılında Sultan Alparslan, ordusunu Malazgirt Ovası'na yönlendirirken yanında sadece silah ve strateji değil, sabır, dua ve iman vardı. Ecdadımız; sabah namazından sonra dua ile yürüdü, ordunun morali yüksek tutuldu, askerler Allah'a güvenerek karşılarına çıkan güçlü Bizans ordusuna meydan okudu. Her savaş, her an, vatan için fedakârlık ve imanla doluydu.
Orduların karşı karşıya geldiği günlerde yaşananlar, sadece askerî taktiklerden ibaret değildi. Alparslan, ordusuna cesaret verirken, onları Allah'a teslim olmaya çağırdı. Kahramanlar, düşmanın üstünlüğüne rağmen sabır ve sadakatle savaştı, yoldaşlarının canını korudu ve zaferin sadece Allah'ın yardımıyla mümkün olacağını bildi. Bu destan, Anadolu'nun kapısını açtı, İslam'ın kök salmasını sağladı.
Ahlat'ta Ruhun Dirilişi
Bugün Ahlat'ta düzenlenen Zafer Haftası kutlamaları, işte bu ruhun yeniden canlandığı anlara sahne oluyor. Ahlat… Tarihin derinliklerinde Anadolu'nun kapısı olmuş bir şehir. Malazgirt Zaferi'nin gölgesi hâlâ üzerimizde; Sultan Alparslan'ın sabah namazından sonra ordusuna seslenip, "Zaferi Allah'tan bekleyin" dediği o büyük kararlılık, bu topraklarda hâlâ hissediliyor.
Bu yılki kutlamaların en dikkat çekici simgesi, "Ruhun Dirilişi Anıtı" oldu. Büyük Alparslan heykeli ve çevresindeki tematik alan, sadece bir yapı değil; geçmişin mirasını, imanı ve birlik ruhunu canlı tutan bir sembol. Ziyaretçiler, otağlar ve savaş sanatları gösterileri ile birlikte bu eserde Malazgirt ruhunu adeta hissediyor, geçmişle bugünü bir arada yaşıyor.
Kutlamalar sadece mehter marşı, akrobasi veya oyunlardan ibaret değil. Çarho'da kurulan otağlar, sergilenen el sanatları, yapılan dualar; tümü birer mesaj. Bu mesaj, bize hatırlatıyor ki: "Biz tarihimizi sadece anmak için değil, anlamak ve geleceğe taşımak için buradayız."
Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz buyurur:
"Zafer ancak Allah katındandır." (Âl-i İmrân, 3/126)
Bugün Ahlat'ta yükselen her mehter marşı, atılan her ok, yapılan her dua; tarihe bir saygı olduğu kadar Rabbimize bir şükürdür. Bu bilinç olmadan, zaferler sadece törenden ibaret kalır. Ama imanla ve ahlakla yaşatılırsa, zaferler bize geleceğin kapılarını açar.
Geçmişten Günümüze Dersler ve Sorumluluk
Malazgirt'te ecdadımızın gösterdiği fedakârlık ve iman dolu mücadele, sadece kendi dönemleri için değil, bizler için de bir rehberdir.
Peki bugün biz ne yapıyoruz? Tarihin yükünü, kardeşliğin sorumluluğunu ne kadar hissediyoruz?
Müslüman coğrafyalarda hâlâ zulme uğrayan kardeşlerimize yardım etmekte niçin tereddüt ediyoruz?
Zafer sadece kazanmak değil; imanla ve ahlakla yaşatmaktır. Ecdadımızın canını ortaya koyduğu, Allah'a güvenerek kazandığı zafer ruhunu bugün bizler de yaşatmalı, sadece kutlama yapmakla yetinmemeliyiz. Birlik, kardeşlik ve sorumluluk bilinciyle hareket ederek, tarihimizin ışığını bugüne ve geleceğe taşımalıyız.
Ahlat, bir kez daha gösteriyor ki; zaferler kutlanmaz, yaşatılır. Yüreklerde, davranışlarda, birlik ve beraberlikte… Çünkü gerçek zafer, sadece kazanıldığı gün değil, iman ve adaletle yaşatıldığı her an büyüktür.
Rabbim, bu milleti birliğinden ayırmasın. Kalplerimizi imanla, ufkumuzu istikametle doldursun. Zaferlerimizi kutlamakla yetinmeyip, yaşatmayı ve kardeşlerimize yardım etmeyi bizlere nasip etsin.
"Ve nihayet… Ahlat'ta bu yılki Zafer Haftası, 'Ruhun Dirilişi Anıtı' ile taçlandı. Bu kutlamalar, yalnızca bir hatırlama değil; imanla kazanılmış mirasın Allah'a şükürle yaşatıldığı bir diriliş çağrısıydı. Geçmişin fedakârlığı bugüne sorumluluk, yarına umut olarak taşındı."
0 Yorumlar